Make your own free website on Tripod.com

 

 

İÇ HASTALIKLARI VE DERİ


İnsan organizmasında bulunan bütün sistemlerin kendi aralarında ve bu arada deri ile karşılıklı ilişkileri vardır. Bu sistemlerden herhangi birisinde meydana gelen organik veya fonksiyonel bir değişiklik, diğer sistem ve organları da etkiler. Gözümüzün her an üzerinde olduğu deri, iç organlarda gelişen olayların bir aynasıdır.

KARACİĞER HASTALIKLARI VE DERİ
Karaciğer, çeşitli eksojen ve endojen maddelerin metabolize ve detoksifiye oldukları, safranın yapıldığı bir organdır. Karaciğer albumin, protrombin, fibrinojen gibi bazı maddeleri de sentez eder, ayrıca retiküloendotilyal sistemin de bir parçasıdır.
Karaciğer hastalıklarında deride, tırnaklarda ve saçlarda pek çok değişiklik ortaya çıkabilmektedir.
Bu belirtiler nonspesifiktir ve bunların ortaya çıkışı ile hastalığın şiddeti arasında paralelllik yoktur.
Sarılık: En sık görülen belirtidir. Bilirubin ve safra pigmentlerinin atılımının azalmasına bağlıdır.
Pruritus: Karaciğer hastalıklarında sık görülür. Serumdaki değil, derideki safra asidi düzeyinin artmasına bağlıdır.
Hiperpigmentasyon: Diffüz veya lokalize olabilir. Çillerde ve areolada renk koyulaşması ortaya çıkabilir. ACTH ve MSH’un inaktivasyonunun azalması sonucu ortaya çıkmaktadır.
Spider anjiom: En sık boyun, yüz, kollar ve el sırtlarında gelişir. Sağlıklı kişilerde ve gebelerde de görülebilir, ancak yenilerinin çıkması, büyüklüklerinin artması karaciğer hastalığı yönünden uyarıcı olmalıdır.
Telenjiektazi: Spider anjiomaların görüldüğü yerlerde, özellikle kollarda görülürler.
Palmer eritem: Özellikle hipotenar ve tenar bölgelerde, parmak uçlarında görülür.
Karaciğer hastalıklarındaki bu vasküler patolojiler, östrojenlerin hepatik inaktivasyonlarının azalmasına bağlıdır.
Purpura: Karaciğer hastalıklarında pıhtılaşma faktörlerinin birçoğunda değişiklik ve trombositopeni olmasına rağmen genelde çok ağır kanamalar görülmez, en sık purpura ve jinjiva kanamalar ortaya çıkar.
Ürtiker: Nedeni saptanamayan ürtiker olgularında karaciğer hastalıkları da araştırılmalıdır.
Deri atrofisi: Deri ince, gevşek, düz ve saydam bir görünüm alır. Özellikle yüz, kol ve bacaklarda belirgindir. Karaciğerin protein sentez işlevinin bozulmasıyla ilgilidir.
Stria distanse: Özellikle asidle birlikte bulunan hastalarda, karın derisinde ortaya çıkar.
Glossit: Papillalar silinir ve dil parlak kırmızı bir görünüm alır. B kompleks vitaminlerinin eksikliğine bağlıdır.
Alopesi: Saçlar incelir ve azalır. Erkeklerde sakalın büyümesi yavaşlar.
Tırnak değişiklikleri: Tırnak üzerinde transvers çizgiler (Beau çizgileri), tırnakların tümünün beyazlaşması (Terry tırnağı), çifte beyaz, paralel, transvers çizgiler (Muehrcke çizgiler) görülebilir.
Pilozitede azalma: Göğüs, aksilla ve pubis kıllarında azalma görülebilir. Östrojen düzeyi ile ilgilidir.
Jinekomasti: Özellikle alkolik sirozlu genç erkeklerde görülür. Östrojen düzeyi ile ilgilidir.
Dupuytren kontraktürü: Özellikle alkolik sirozlu kişilerde görülür.
Ksantelasma: Özellikle orta yaşlı kadınlarda görülür.

BÖBREK HASTALIKLARI VE DERİ
Kronik böbrek yetmezliğinde, atılması gereken toksik maddelerin yeterli miktarda atılamamasının yanısıra tedavide kullanılan ilaçlara bağlı olarak da bazı deri belirtileri ortaya çıkmaktadır.
Solukluk: Şiddetli anemi nedeniyle gelişir.
Pigmentasyon değişiklikleri: Deride lipokrom ve karotenin birikmesi nedeniyle gri-sarı bir renk ortaya çıkar. Melanosit stimülan hormon (MSH)’un dokularda artması nedeniyle, güneşe açık bölgelerde daha fazla olmak üzere deride kahverengi bir hiperpigmentasyon gelişebilir.
Pruritus: Üreminin en önemli belirtisidir, jeneralize veya lokalize olabilir.
Kserozis: Hipovitaminoz A’ya bağlıdır ve değişik derecelerdedir.
Kalsifikasyon: Kalsiyumun kollagen lifler arasında veya deri ekleri çevresinde birikmesiyle sistemik bir kalsifikasyon meydana gelebilir.
Büllöz lezyonlar: Porfirinin kan düzeyinin artması sonucunda güneş gören yerlerde büller, ülserasyonlar, mutilasyonlar ortaya çıkabilir.

GASTROİNTESTİNAL SİSTEM HASTALIKLARI VE DERİ
GİS hastalıklarının pek çoğunda deride birçok değişiklikler oluşmaktadır. Bu sistemin muayenesi yapılırken görülebilecek deri belirtileri, asıl hastalığın saptanmasında, hatta erken tanısında yardımcı olabilir.
Ülseratif kolit: Kolonun, kanlı diyare ile seyreden inflamatuvar bir hastalığıdır. Deri bulguları aftlar, eritema nodozum, eritema multiforme, ürtiker, piyoderma gangrenozum, annuler eritemler, dermatitis herpetiformisdir.
Crohn hastalığı: Ağızdan anüse kadar, sindirim sisteminin her yerini tutabilen, kanamaya, perforasyona neden olan bir hastalıktır. Deri belirtileri anal, perianal ve abdominal fissürler ve fistüller, eritema nodozum, piyoderma gangrenozum, piyoderma vejetans, oral aftöz ülserler, glossit, vezikülopüstüler lezyonlar, nekrotizan vaskülit, poliarteritis nodoza, akkiz epidermolizis bülloza, sekonder amiloidoz, vitiligo, psoriasistir.

ENDOKRİNOLOJİK HASTALIKLAR VE DERİ
Hormonların artışı veya eksikliği, deride fonksiyon ve morfoloji değişikliğine yol açabilir. Belli başlı hormonlar (Örneğin seks hormonları) için deri, özgün hedef doku olarak rol oynar. Bazı hormonlar (Örneğin tiroid hormonları) ise, metabolik aktiviteyi arttırmak yoluyla derinin yapı ve fonksiyonunu etkiler.
Tiroid Hormonu ve Deri
Hipertiroidizm: Deri sıcak ve nemlidir. Palmer eritem, yüzde geçici flushing, avuç içlerinde ve ayak tabanlarında terleme artışı vardır. Diffüz alopesi, onikolizis sık olarak ortaya çıkar. Jeneralize pruritus, kronik ürtiker, alopesi areata, vitiligo görülebilir.
Hipotiroidizm: Derideki en belirgin değişiklik miksödendir, tüm deri şişmiş olup gode bırakmayan bir ödem dikkati çeker. Deri soğuk, kuru ve soluktur. Avuç içi ve ayak tabanı ve nazolabiai kıvrımlarda sarımsı bir renk değişikliği olabilir. Saçlar kuru, seyrek ve gevrektir, uzaması yavaşlamıştır. Tırnaklar gevrektir ve yavaş uzarlar.
Paratiroid Hormon ve Deri
Hiperparatiroidizm: Primer paratiroidizmde nadiren pruritus ortaya çıkabilir.
Hipoparatiroidizm: Hipoparatiroidizmde deri kuru, skuamlı, hiperkeratozik ve ödemlidir. Tırnaklar opak ve gevrek olabilir, enlemesine sırtlar gösterebilir. Saçlar seyrekleşir ve alopesi areata gelişebilir.
Glukokortikoidler ve Deri
Hiperkortizolizm: Deri genellikle atrofiktir, kolayca zedelenebilir, yara iyileşmesi bozulmuştur. Basınç yerlerinde ekimoz ve peteşi gelişir. Gerilmenin fazla olduğu alanlarda geniş, mor strialar ortaya çıkar. Hafif hirsutizm ve akne sık görülür. Yanaklardaki yağ birikimi sonucu aydede yüz ortaya çıkar.
Hipokortizolizm (Addison Hastalığı): Kronik adrenal yetmezliğinin deride neden olduğu en belirgin değişiklik hiperpigmentasyondur. Güneş gören yerlerde daha koyu bir pigmentasyon artışı söz konusudur. Saçların rengi koyulaşır, tırnaklarda longitüdinal bandlar oluşur. Ağız mukozasında yanak, dişeti ve dilde depigmentasyon görülebilir. Pigmente nevusların renkleri koyulaşabilir; lentigo benzeri pigmente lekeler ortaya çıkabilir. Mukokütanöz kandidiyazis sık görülür.

HEMATOLOJİK HASTALIKLAR VE DERİ
I.Megaloblastik Anemiler
Pernisiyöz anemi: Pernisiyöz anemi ile birlikte görülen başlıca deri hastalığı vitiligodur, hastaların %10’unda vitiligo saptanır.
Pernisiyöz anemide glossit de görülür. Başlangıçta dil kırmızı ve ağrılıdır, sonra papillalar tamamen silinir ve soluk renkli bir görünüm alır. Dilin daha çok ucu veya kökü tutulur. Hasta ekşi ve biberli yiyecekler yediğinde bir yanma duyar.
Pernisiyöz anemili hastalarda bazen, saçlar kızıla çalan bir renk alabilir; tırnaklar mavimsi bir görünüm kazazanabilir.
Folik asit yetmezliği: Folik asit eksikliğinde keilit, glossit ve mukoza ülserasyonları sık görülür.
II.Aplastik Anemiler
Fanconi anemisi: Olguların çoğunda göğüs, boyun ve yüzde retiküle pigmentasyon, tırnak distrofisi ve lökokeratoz görülür.
Edinsel aplastik anemi: Hastalığın deri bulguları purpura ve sekonder deri infeksiyonlarıdır; bunlar eritrosit sayısının azalmasından çok, pansitopeniye bağlı olarak gelişir.


III.Hemolitik Anemiler
Orak hücre anemisi: Orak hücre anemisinde en sık görülen deri bulgusu bacaklardaki ülserasyonlardır. Bunlar genellikle bilateral olarak krurislerin 1/3 alt kısmına yerleşirler ve klinik görünümleri spesifik değildir.
Orak hücre anemisinde görülen ikinci deri hastalığı el-ayak sendromudur. Özellikle çocuklarda görülür. Ekstremitelerin distal kısımlarında kırmızı, ağrılı, gode bırakmayan şişliklerle karakterlidir.
Orak hücre anemisinde daha az olarak kaşıntı ve alopesi de görülebilir.
Talasemi: Beta talasemide bazen bacak ülserleri görülebilir. Bunlar ünilateral veya bilateral olarak ayak bileği civarına yerleşirler.
Akkiz hemolitik anemi: Akkiz hemolitik anemilerin en sık görülen nedeni kan naklidir. Kan nakli ile duyarlanmış bir hastada, sonraki nakillerde eritem, purpura, ürtiker, serum hastalığı görülebilir.
IV.Demir Eksikliği Anemisi
Demir eksikliğinde çoğu kez angüler keilit, glossit ve dil papillalarında atrofi görülür. Bu bulgular demir eksikliğine özgü olmayıp, B12 vitamini, riboflavin ve folik asit eksikliğinde de gelişebilmektedir. Demir eksikliğinde oral kandidiyazis, diffüz alopesi, jeneralize pruritus görülebilir.
Demir eksikliği anemisinin klasik tırnak bozukluğu koiloniki (kaşık tırnak)’tır; tırnaklar normal konveksliğini kaybetmiş, düz veya konkav hale gelmiştir, tırnak plağı çoğu defa ince ve gevrektir. Genellikle el tırnaklarında görülür.
V.Kronik Hastalıklara Bağlı Anemi
Eksfolyatif dermatit, kronik ekzema, yaygın psoriasis gibi bazı kronik dermatozlarda, malabsorbiyon ile birlikte deriden demir ve folik asit kaybı, normositik veya mikrositik bir normokromik anemiye neden olabilir.

Deri Lösemileri
Kronik lenfatik lösemi: Deri belirtilerinin en çok ortaya çıktığı deri lösemisidir. Bu tabloda nonspesifik olarak özellikle jeneralize bir pruritus vardır; eritrodermi de gelişebilir. Bu hastalıkta görülen spesifik deri belirtisi kahverengi-mor renkli, yumuşak kıvamlı nodüllerdir. Bunlar daha çok başa ve yüze simetrik olarak yerleşirler. Yüzde “aslan yüzü” tablosu ortaya çıkabilir.
Miyeloid lösemi: Nonspesifik olarak sekonder anemi ile birlikte derin bir solukluk vardır. Akut tipte hemorajik diyatezin belirtisi olarak deri ve mukozalarda kanamalara rastlanır. Kronik tipte jeneralize pruritus, prurigo simpleks, nodüller, maküller, figüre eritemler, eksfolyatif dermatit görülebilir. Spesifik olarak, toplu iğne başından ceviz büyüklüğüne kadar ulaşabilen, mavi-kırmızı veya kahverengi-kırmızı, sert, tek veya çok sayıda nodüller görülür.

İÇ ORGAN MALİGNİTELERİ VE DERİ
İç organların malign tümörleri zaman zaman deri belirtileri gösterebilir. Böyle durumlarda, deri belirtileri yardımıyla erken tanıya gidilebilir. İç organ malignitelerine bağlı olarak deride ortaya çıkan dermatozlar “paraneoplazik dermatozlar” adını alır.
Bir dermatoza “paraneoplazik ” diyebilmek için bazı kriterler aranır:
1.Dermatoz, başka nedenlere değil, doğrudan tümöre bağlanabilmelidir.
2.Dermatoz, tümörün gerilemesi veya tedavisi ile gerilemelidir.
3.Dermatoz, tümörün rezidivinde tekrar ortaya çıkmalıdır.
4.Dermatozla tümör arasında bilimsel ve istatiksel bir bağlantı olmalıdır.
5.Dermatozla tümör semptomları aynı veya yakın zamanda ortaya çıkmalıdır.
6.Dermatozun metastaz olmadığı kanıtlanmalıdır.

I. Grup Paraneoplazik Dermatozlar :
Bu grupta iç organ malignitesi olasılığı %50-100 arasındadır.
1.Malign akantozis nigrikans: Simetrik yerleşimli, hiperpigmentasyon ve papiller hipertrofi ile karakterli bir tablodur.
2.Akkiz hipertrikozis lanuginoza
3.Eritema giratum repens: Hızlı yayılan dalgalar halinde, tahtanın desenlerine benzer, eritemli-skuamlı lezyonlar vardır.
4.Akrokeratozis paraneoplastika Bazex: Ellerde, ayaklarda, kulaklarda ve burunda, simetrik yerleşimli, psoriasiform lezyonlarla karakterlidir.
5.Tilozis (palmer hiperkeratoz): Avuç içlerinde, bazen de ayak tabanlarında hiperkeratoz vardır.
6.Diffüz melanoz

II. Grup Paraneoplazik Dermatozlar :
Bu grupta iç organ malignitesi olasılığı %2-50 arasındadır.
1.Bağ dokusu hastalıkları
-Dermatomiyozit
-Lupus eritematozus
-Progressif sistemik skleroz
2.Eritrodermi
3.Weber-Christian hastalığı: Ateşle birlikte, özellikle gluteuslarda, uyluklarda ve bacaklarda ortaya çıkan, sert, duyarlı nodüllerle karakterli bir tablodur.
4.Pakidermoperiostoz: Deri ve kemiklerin hipertrofisi ve çomak parmakla karakterli bir tablodur.
III. Grup Paraneoplazik Dermatozlar :
Bu grupta iç organ malignitesi olasılığı %2’den daha düşüktür.
1.Akkiz ihtiyoz
2.Leser-Trelat belirtisi: Birdenbire seboreik keratozların ortaya çıkışı, boylarının ve sayılarının hızla artışı söz konusudur.
3.Piyoderma gangrenozum: Çevresi violase ve ödemli, deriden kabarık, spontan iyileşme eğilimi olmayan nekrotik ülserasyonlarla karakterlidir.
4.Torré sendromu: Multipl sebase adenomlar ve bazen ek olarak keratoakantomlar vardır.
5.Kronik ürtiker
6.Cushing sendromu
7.Karsinoid sendrom: Yüzde ve boyunda epizodik deri kızarmaları, parça parça siyanoz, telenjiektaziler, pellagraya banzer deri belirtileri vardır.
8.Purpura: Lökositoklastik vaskülite bağlı olarak çıkar ve Henoch-Schlönlein purpurasındakilere benzer.
9.Büllü dermatozlar
-Dermatitis herpetiformis
-Pemfigus vulgaris
-Büllöz pemfigoid
-Eritem polimorf
-Büllü liken ruber planus
-Herpes gestasyones
-Akkiz epidermolizis bülloza
-Lineer IgA dermatozu
10.Lökoderma
11.Peutz-Jeghers sendromu: Dudaklarda, ağız mukozasında ve perioral bölgede hiperpigmentasyon vardır.